KISSADAN HİSSE:
Şeytanın kancası...
Yahya aleyhisselam bir gün ıssız bir yere çekilmiş ibadet ederken kendisine İblis gösterilir. İblis elinde ucu çengelli bir tomar değnekle insanların yaşadığı yerlere gitmeye hazırlanmaktadır. Yahya aleyhisselam sorar:
— Ey İblis, elindeki o çengeller nedir? İblis Hak tarafından kendisine emredilmiş olduğu için doğru söylemeye mecbur kalır:
— İnsanoğlunu sapıtmama yarayan bazı şehevî arzular.
Yahya aleyhisselam:
— Beni sapıtmakta kullandığın bir çengelin de var mı? diye sorunca, İblis:
— Hayır. Fakat bir defasında arpa ekmeğini biraz fazla yemiştin de, namaz ve zikir esnasında üzerine bir ağırlık çökmüştü, cevabını verir. Yahya aleyhisselam:
— Allah’a yeminle söylerim ki, bir daha midemi doldurmayacağım, buyurur. İblis:
— Ben de Allah’a yemin ederim ki, bir daha kimseye hilelerimi söylemeyeceğim diyerek yoluna devam eder.
Tokluk, nefsin arzularını kuvvetlendirir, şeytanın dolaştığı damarları genişletir. Açlık ise nefsin kuvvetini kısar, ruha kuvvet verir.
Mide, kalbe kasvet veren bir kaynar kazan gibidir. Midenin hazımla meşgul olup durması, kalbin ibadetlerden huzur bulmasına mani olur.
Bu sebeple Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam başta olmak üzere güzel kul olma gayretinde olanlar tokluktan sakınmışlardır.
Peygamberimiz, O'nun kapısı dışındaki diğer kapıları kapattırdı
Erkam oğlu Zeyd dedi ki; ‘Ona ve nesline Salâtla Selâm olsun. Allah Elçisinin ashabından bazı insanların mescide açılan kapıları vardı!
"Erkam oğlu Zeyd dedi ki; 'Ona ve nesline Salâtla Selâm olsun. Allah Elçisinin ashabından bazı insanların mescide açılan kapıları vardı!
Allah Elçisi buyurdu ki; Ali'nin kapısı dışındaki diğer kapıları kapatınız!
Topluluk bu konuda ileri geri konuşunca, Allah Elçisi Allah'a hamd ve övgüler olsun ki, Ali'nin kapısından başka (mescide) açılan diğer kapıları kapatmakla görevlendirildim!
O konuda diyeniniz diyeceğini dedi ama Allah'a ant olsun ki, ben onu kapatmadım ve açmadım! Yalnızca görevlendirildim ve görevimi yaptım!" (Nesâi, Hasâis, s. 37, H. 37; Ahmet, Müsned, 4/369; Hâkim, Müstedrek, 3/125; Harezmî, Menakıp, s. 327; Emini, Gadir, 3/202–203)
Ebu Vakkâs oğlu Sa'd dedi ki; Hz. Peygamberin yanındaydık! Yanında bir topluluk oturmaktaydı, Ali çeriye girdi! O girince, onlar çıktılar. Çıktıklarında onu kınamaya koyuldular ve dediler ki; Allah'a ant olsun o girdiği zaman çıkmayız! Ondan sonra dönüp yeniden içeri girdiler.
Bunun üzerine Allah Elçisi buyurdu ki; Allah'a ant olsun onu sokup, sizi çıkartan ben değilim! Aksine onu sokup sizi çıkartan Allah'tır." (Nesâi, Hasâis, s. 38, H. 38; Heysemi, Mecmauzzevâid, 9/115)
Malik oğlu Haris dedi ki; Mekke'ye geldiğim zaman Ebu Vakkâs oğlu Sa'd ile buluştum ve kendisine dedim ki; Ali'nin olağanüstü yaşamıyla ilgili öyküsünü hiç duydun mu?
Dedi ki; Biz mescitte Allah Elçisiyle birlikteydik! (Geceleyin seslenildi ki;) Allah Elçisinin ailesiyle, Ali'nin ailesinden başka kim varsa mescitten çıksın!
Hepimiz çıktık, sabah olunca amcası ona gelip dedi ki; 'Ey Allah'ın Elçisi! Ashabını ve amcanı çıkartıp bu çocuğu bıraktın! Ali'nin kapısından başka hepimizin kapılarını kapattın!
Allah Elçisi buyurdu ki; 'Bu çocuğu bırakıp sizin çıkmanızı ben istemedim! Kuşkusuz bunu buyuran Allah'tır. Onu açmadım ve kapamadım!" (Ahmet, Müsned, 1/175; Nesâi, Hasâis, s. 39–40, H. 39–40; Emini, Gadir, 1/40, 3/205)
Abbas oğlu Abdullah dedi ki; Allah Elçisi, Ali'nin kapısı dışında mescidin tüm kapılarının kapatılmasını buyurdu!" (Nesâi, Hasâis, s. 40, H. 41; Tirmizi, Menakıp, 20; Emini, Gadir, 3/204)
Hz. Peygamberin mescidine açılan ashabın kapıları vardı. Allah Elçisi buyurdu ki; 'Ali'nin kapısı dışında şu kapıları kapatınız! Bundan dolayı insanlar dedikodu yapmaya başladılar.
Bunun üzerine, Allah Elçisi bir konuşma yaparak buyurdu ki; Ali'nin kapısı dışında bütün bu kapıların kapatılması bana buyruldu! Bu ise sizlerden bazılarının dedikodu yapmasına yol açmıştır. Allah'a ant olsun ki, ben kendi yanımdan bir şeyi kapatıp bir şeyi açmadım! Bana buyrulana, ben de uydum!" (Ahmet, Müsned, H. 1429, 18484; Hâkim, Müstedrek, 3/125; Kundûzi, Yenâbiülmevedde, s. 87; Muttaki, Müntahâbükenzülummâl, 5/29)
Allah Elçisi bir hutbe okuyarak buyurdu ki; "Ben, kendi yanımdan sizi çıkarıp onu mescitte bırakmadım! Allah, sizi çıkarıp onu, mescitte bıraktı! Ben sadece istenilen bir kulum, istenileni yaptım!
Ben sadece bana vahiy edilene uyarım!" (Suyuti, Halifeler Tarihi, s. 172; Heysemi, Mecmauzzevaid, 9/115; Mişkâtülmesâbih, 3/245; Mesâbihüssünne, 2/276; Muttaki, Müntahâbükenzülummâl, 5/29)
Allah Elçisi mescide açılan kapıları kapattığı gün konuşma yaparak buyurdu ki; "Bazıları Ali'yi mescitte bırakıp da onları dışarı çıkardığım için rahatsız olmuşlar.
Allah'a ant olsun ki, onları çıkaran ve onu bırakan ben değilim Allah'tır. Yüce ve ulu Allah, Musa ve kardeşine buyurdu ki; 'Mısır'da milletiniz için evler hazırlayınız! Evlerinizi namazlık edininiz ve namaz kılınız!' (Kuran, Yunus, 10/87)
Ali, bana oranla Harun'un Musa'ya oranla sahip olduğu makama sahiptir. O benim kardeşimdir." (İbn Meğâzilî Şafii, Menakıp, s. 255, H. 303; İbn Asâkir, Tarih, 1/266, H. 329, 330; Kundûzi, Yenâbiülmevedde, s. 88)

