TASAVVUF SOHBETİ - 2
Canibim.Com

TASAVVUF SOHBETİ - 2 - Canibim.Com

                                                          FENA BAKA VE TECELLİ

 

 

- Fenâ fillâh ve bakâ billâh ne demektir?

 
    - Fena fillah, Allah'ta fanî olmak demektir. Kulun beşerî vasıflardan ve aşağı arzulardan sıyrılıp ilahî vasıflarla donanmasıdır. Allah'a koşup sığınmasıdır. (bk.ez-Zariyat,51/50) Kulun failiyet şuûrunu kaybetmesi, "abd"ın yerine fail olarak Allah'ın geçmesidir. Kulun fiilini görmemesi diye ifade edebileceğimiz bu halde kulun yerine Allah kaim olur; Allah görür, Allah duyar ve Allah tutar. Bu suretle: "Ben onun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum." (Buharî, Rikak, 38) kudsî hadisinin hükmü, gerçekleşmiş olur. Kul, Allah ile o kadar meşgul olur ki nihayet "benlik" bilincini kaybeder. Bu hale zikirle erişilirse "fena fi'l-Mezkûr", muhabbetle erişilirse "fena fi'l-Mahbûb" denilir. Fenanın en yukarı derecesi "fena ender-fena" yani fena haline erme şuûrundan da fanî olmaktır. Fena halindeki kul, bazı beşerî sıfatlarından kurtulursa da beşeriyet sıfatından tamamen çıkmaz. Böyle bir iddia yanlış olur, küfre götürür.

 
    Baka billah, kulda kötü sıfatların yerini iyilerinin alması, kendi sıfatlarının yerine ilahî sıfatların geçmesidir. Nefsinden fanî olan, Hakk ile bakî olur. Allah'ta fanî olan da Allah ile bakî olur. Bakada fena haline göre bir bilinç hali vardır.


    - Tecellî-i efal, tecellî-i esma, tecellî-i sıfat ve tecellî-i zat nedir?

 
    - Tecellî, ortaya çıkmak ve görünmektir. Kudret-i ilahiyye eserlerinin eşyada görünmesidir. Gaybdan gelen, kalbde zahir olan nurlar için de kullanılır. Tecellînin nasıl meydana geldiğini Allah'tan başka kimse bilemez. Alem, tecellînin vukuu anında hadis ve mevcûd, ondan sonra aslına dönerek fanîdir. Fakat bu tecellîler o kadar sür'atli ve daimîdir ki iki tecellî arasında hiçbir fasıla hissedilmez. Durum böyle devam ettiğinden biz mevcudatı daimî sanırız. Tecellîde gaybdan şehadet alemine, karanlıktan aydınlığa çıkış sözkonusudur.


    Tecellî-i efal: Hakk Teala'nın fiillerinden birinin kulun kalbine açılmasıdır. Bu mertebedeki salik "La fâile illallah" sırrına erip bütün fiilleri Hak'tan bilir. 

Tecellî-i esma: Hakk Teala'nın esma-i hüsnasından bir ismin salikin gönlünde yer etmesidir. Böyle bir tecellîye mazhar olan kimse, o ismin nurları altında şaşkınlığa düşer.

 Tecellî-i sıfat: Hakk'ın sıfatlarından birinin kulun kalbine açılmasıdır. O sıfatın bazı eserleri Cenab-ı Hakk'ın fazlıyla kulda zahir olur. Mesela Hakk'ın "Semî" sıfatıyla tecelli ettiği bir kul, cansız varlıkların bile söz ve tesbihini duyar hale gelir.

 Tecellî-i zat ise;

  İlahi zatın zatı için tecellîsidir. Bu tecellî kulların idrakinin üstündedir

İşte bu makamda olana Hz. İnsan denir." O benimle konuşur,benimle duyar,benimle yürür."ilahi tecelliye mashar olur.

Allah (C.C.) cümlemizi bu yolda yürüyüp,bu muhataba erenlerden eylesin.İnşaallah.

Selam ve Dua ile.

Kadiri dergahının hizmetkarı,bu fakir.

 

 

Tüm YAZILI SOHBETLER