Ecdadımızın Şanlı Mevlid Kutlamaları
Ecdadımızın Şanlı Mevlid Kutlamaları - Canibim.Com

                                                    Ecdadımızın Şanlı Mevlid Kutlamaları

Sultan Muzaffedin Gökbörü’nün inancının sağlamlığını ve güzelliğini, bütün bölge ahalisi işitmiştir. Erbil’in dışında Musul, Cezire, Sincar, Nusaybin ve daha başka yerlerden sûfiler, bilginler, şairler, vaizler her sene Erbil’e gelirlerdi. Mevlit merasimleri Muharrem ayında başlar, Rebîülevvel ayının başına kadar sürerdi.

Doğum günündeki ihtilâftan dolayı merasimler; bir sene ayın sekizinde, diğer sene ayın on ikisinde yapılırdı. Mevlit merasimleri akşam namâzından sonra kalede, semalarla, zikirlerle başlardı. Mevlit merasimleri sırasında Erbil’de hayat sanki durur, herkes Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i anma merasimlerinde O’nu hatırlar, hayatını öğrenir, duygulanır ve O’nu kendisine ideal bir örnek olarak alırdı.

Bu süre içerisinde, her şey bu merasime göre düzenlenirdi. Akşamları insanlar, ellerinde taşıdıkları meşaleler ve lâmbalarla sokaklarda dolaşırdı. Sabah olunca sûfilerden her biri; elinde hediyeler ve elbiselerden oluşan bohçalarla kaleden sokaklara iner, ev ev dolaşarak ahaliye bunları dağıtırdı. Sonra ileri gelen insanlar, hangâhlarda toplanır; vaizler için kürsüler konurdu. Çok geniş ve düz bir alan olan bu meydanda ordular toplanır ve resmîgeçit yapılırdı. Ayrıca burada çeşitli meyveler ve yiyeceklerin bulunduğu umumi sofralar kurulurdu. İbn Kesir böyle bir mevlit merasiminde, “…5.000 baş hayvan ve 10.000 tavuk kesilir, tonlarca kaymak ve tereyağı harcanır, 30.000 sahan helva konurdu.” demiştir.

 Enes bin Mâlik’ten (radıyallahü anh) naklen Hamid Tavîl, ondan Ha­lef bin Abdullah Sayânî, ondan Ebû Hasan Ali bin Muhammed bin Saîd-i Basrî, ondan Ebû Hasan ‘Ali bin Abdullah bin Cehdam-ı Hamedânî, on­dan Ebû Abdullah bin Hüseyin bin Abdülkerim bin Muhammed bin Cez­ri, ondan Kâdî Ebûlfadl Ca’fer bin Yahya bin Kemâl-i Mekkî, ondan Şeyh Ebülberekât Hibbetullah Sekatî’nin bize (Abdulkâdir-i Geylâni (k.s.)’a) haber verdiği üzere

[2] Abdulkâdir-i Geylânî, Gunyetü’t Tâlibîn, s. 271

[3] Suyutî, ed-Dürrü’l-Mensur, c. 3, s. 308

[4] İbn Mesud’a ait mevkuf hadîs için bkz. Hakîm, Müstedrek, c. 3, s. 78, Hadîs no: 4465

[5] Muhammed b. Alevî, Menhecü’s-Selef fî Fehmi’n-Nusus beyne’n-Nadar-i ve’t-Tatbîk, y.y., 1419, s. 390

[6] Muhammed Bahît el-Mutîî, Ahsanu’l-Kelam, Kahire, 1939, s. 48

[7] İbn Hallikan, Vefayatül Ayan, Beyrut, 1990

 

Tüm YAZILI SOHBETLER